“Sizin en hayırlınız, Kuran-ı Kerim’i öğrenen ve öğreteninizdir” Öğrenen ve öğreten bütün hocalarımızdan Allah CC razı olsun.

Hz Muhammed (sav) Miraç Gecesi Neler Yaşadı

Bütün Müslümanların, bu önemli, kutsal ve çok mübarek günü olan Miraç Kandili’ni kutluyor ve Allah’tan hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Bu geceyi iyi değerlendirmeyi, güzel ibadetler yapmayı, af dilemeyi, affedilmeyi yüce Allah C.C hepimize nasip etsin inşallah. Miraç kandili ile ilgili olarak önemli bilgileri sitemizde paylaşıyoruz.

Sabah Gazetesi Ümit Buget Röportajından alıntıdır

Sn. Hatipoğlu Hz. Muhammed’in (SAV) miraca çıktığı gün, Miraç Kandili ile ilgili neler söylemek istersiniz? Miraç Kandili, Hazreti Peygamberin Mekke’den Kudüs’e ve Kudüs’ten de göğün üst tabakalarına, arşa ve semaya yaptığı yürüyüştür. Daha doğrusu Mekke’den Kudüs’e kadar olan gece yürüyüşüne ‘İsra’ diyoruz. Bundan Kudüs’ten sonraki bölümüne ise ‘Miraç’, yükselme diyoruz. Bu Mekke’de zulümlerden dolayı hayli daralmış; eşini kaybetmiş, amcasını yitirmiş olan Hz. Peygamber’e yüce Allah (CC) tarafından verilen bir tesellidir. Çünkü hiçbir peygamber miracı bu şekilde yaşayamamıştır. Hiçbir insana, hiçbir faniye böyle bir miraç nasip olmamış, sadece Hz. Peygamber’e nasip olmuştur. Miraç sadece bir hayal dünyasından, bir mana ikliminden ibaret bir yürüyüş değil, aynı zamanda fiziki bir yürüyüştür. Fiziki bir kaldırılış, beden ve ruhla beraber göğe doğru yükseliştir. Beden ve ruhla beraber… Bu en büyük mucizelerden biridir. Basit bir mesele değildir…


Hz. Peygamber’in rüyasında gerçekleşmiş olabileceği yönünde fikir beyan edenler var…

Çok yönden sakat ve anlamsız bir tartışmadır. Hz. Peygamber Mekke’ye geri geldiğinde yer yerinden oynadı. Peygamberimiz sadece ruhuyla ya da hayal aleminde bu yolculuğu gerçekleştirseydi, Mekkeliler itiraz etmezlerdi. Hayale kim itiraz edebilir, manevi bir yürüyüşe kim itiraz edebilir. Rüyaya kim, ne diyebilir… Miraç Hz. Peygamber’e; sen yalnız değilsin, terk edilmedin, benimle berabersin mesajı veriyor. Hem Mekke’de hem de Hicret’ten sonra Medine’de yaşayacağı zorluklar için bir tesellidir. O’ nu manen hazırlamadır.

HZ PEYGAMBER MİRAÇTA NELERLE KARŞILAŞTI?

Hz. Peygamber Miraç’tan döndüğünde nasıl bir ruh haline gelmiştir?
Hz. Peygamber’in Miraç’tan sonra hiç kahkahayla gülmediği söylenir.

Hz. Peygamber nelerle karşılaşıyor bu yolculuk esnasında?
Miraç manevi bir yolculuk, maddi yolculuğun ötesinde… Birçok manzara da var tabii… Hz. Musa ile de karşılaşıyor Peygamberimiz, Hz. İbrahim ile de görüşüyor. Bütün peygamberler Hz. Muhammed’e gıpta ile bakıyor; çünkü onlar neticede ölümden sonra o makama yükseldiler, fakat Rasulüllah hayattayken geri döneceğini bilerek gitti oraya! Bu çok önemli bir noktadır. Orada tüm peygamberlere imamlık yapması da çok önemlidir. Niye Mekke’den Kudüs’e gidiyor. Herhangi başka bir yere de gidilebilirdi belki… Kudüs birçok dinin merkezi biliyorsunuz. Orada Peygamber Efendimiz ben ‘Kudüs’ün de Peygamberiyim demiş oluyor. Yani tümünü kuşatıyor. Damgasını vuruyor tabiri caizse. Onun için bir hadisinde “Musa bugün hayatta olsaydı, bana uymaktan başka çaresi olmazdı.” buyuruyor. Bu, “Ben bütün peygamberlerin davetini birleştirdim” anlamına da geliyor tabi. İslam tüm dinlerin bir özetidir aslında. Hz Musa’nın da Hz İsa’nın da tebliğlerinin, vahiylerinin tümünün özeti Hz Peygamber’in vahiylerinde ve hayatında mevcuttur. Bu açıdan orada namaz kıldırması önemlidir.

Beş vakit namaz da orada farz kılınıyor değil mi?
Hem beş vakit namaz hem de cuma namazı orada farz kılındı. Cuma namazı orada farz kılınıyor, ama Mekke’de kılınamıyor çünkü güvenlik ortamı yok. Müslümanlar eğer namazı kılacak olurlarsa toptan imha edilebilirler. Hz. Peygamber cuma namazını kılmıyor, kılamıyor daha doğrusu. Abluka var, işkence var, zulüm var. Ancak Medine’ye hicret eden sahabesine emrediyor ve İslam tarihinde ilk kılınan cuma namazı da sahabenin kıldırdığı cuma namazı oluyor. İlk cuma namazı Ranuna adlı bir köyde, Peygamber Efendimizin olağanüstü elçisi, tabiri caizse büyükelçisi, Hz. Musab bin Umeyr tarafından kıldırılmıştır. Medine’yi Peygamber efendimize hazırlayan kişidir de aynı zamanda ve Uhud savaşında şehit olmuştur.

HZ. MUHAMMED’İN DUYDUĞU KOKU Miraç’tan dönüş yolunda Hz. Muhammed (SAV) güzel bir koku duyuyor, kendisine bir mezar gösteriliyor…

Firavun döneminde yaşamış sadık bir mümine kadın Maşita. Aynı Hz. Asiye gibi. Çocuklarıyla beraber Firavun’a direndiği için şehit edilen bir kadın… Onun ve ailesinin mezarını semaya kazınmış olarak görüyor Hz. Muhammed (SAV). O güzel kokuyu sorduğunda, Cebrail (as) Maşita’yı anlatıyor. Bir kadının Firavun’u nasıl dize getirdiğini dair çok güzel bir örnektir. O kadar önemli bir kadın ki, mezarı ‘miraç’ yolunda… Daha doğrusu Hz. Muhammed (SAV) bu olayı bilsin diye oradan götürülüyor. Dinin öncüsü bir insan değil, peygamber değil bu kadın, ama herhangi sıradan bir insanın Allah katında ne kadar yükselebileceğini anlatıyor.

Hz İbrahim’, Hz Peygamber’e insanların ağaç dikmesini vasiyet ediyor.
Tabi burada kastedilen maddi bir ağaç dikme değil, evlat yetiştirme, çocuk yetiştirme, doğru filiz verebilme, doğru ürün atabilme de bunun içerisindedir, ama Hz. Ömer’in, “Kıyamet kopacağını duysam ve elimde bir ağaç olsa, kıyamet kopmadan önce mutlaka onu dikerdim!” sözü de kâinatın ekolojik dengesinin önemine işarettir ve tabi iklimini bozduğumuz dünyada bize ders olacak bir sözdür, bunlar. Ağaç madden de çok önemli bir şeydir yani!

Sn. Hatipoğlu o yolculuk esnasında Hz. Muhammed (SAV) cehennemi de görüyor, değil mi?

Cennet ve cehennem gösteriliyor kendisine evet. Cennet ve cehennem şu anda var, ama boş. Boştan kasıt insanlar cennet ve cehenneme fiziki olarak girmiş değiller. Peki nedir orada Hz. Muhammed’e (SAV) gösterilen manzaralar? Belki de ilerde cennet ve cehennemde olacak sahnelerdir. Hz. Peygamber orada cennete baktım, cehenneme baktım derken kendine gösterildiği kadarına bakıyor tabi. Tümünü dolaşmak zaten mümkün değil. Oradan bir enstantane diyebiliriz. Bir başka ihtimal de kabir âleminde çekilen azap ve sıkıntıyı görmüş, manevi olarak hissetmiş olabilir Hz. Peygamber. Hakikaten dehşetli manzaralar gösteriliyor kendisine… Her Müslüman kendini hesaba çekip, onları düşünmesi lazım… Tabi dediğim gibi oradaki görüntülerin sembolik anlamı var. Orayı bilmek ayrı, görmek ayrıdır. Hz İbrahim, “Yarabbi ölülerini nasıl dirilteceğini göster bana” diyor. O da gözle müşahede etmiş oluyor. Buradaki çok önemli nokta Hz. Muhammed’in (SAV) böyle bir talebi olmamıştır. Hz. Musa (AS) “Yarabbi bana kendini göster” diyor. Allah (CC) “Beni göremezsin” buyuruyor. Bu talebin olması hâşâ peygamberleri küçültmez. Onlar kavimlerine daha etkili anlatabilmek için bu tür müşahedeleri istemişlerdir, ama Hz Peygamber’in böyle bir beklentisi yok tam aksi O’na bir lütuf olarak veriliyor. Bu ‘son elçi’ye verilen bir lütuftur.

MİRAÇ GECESİNDE YAPILMASI GEREKEN İBADETLER NELERDİR?
Bol bol salad ve selam getirmelerini tavsiye ediyorum.
Bol bol kaza namazı kılmalarını tavsiye ediyorum okuyucularımızın…
Zorluk, darlık içinde olanlar varsa, şüphesiz ki, Allah darlıktan sonra kolaylık verecektir. Sabırlı olmak Allah’tan niyaz dilemek lazımdır.
Sıkıntı geldiğinde yanlış yerlere değil, doğru yerlere gitmek lazım, doğru yer Allah’ın yoludur. O yüzden Kur’an-ı Kerim “Allah’a firar edin” diyor…

Nihat Hatipoğlu’nun okunmasını önerdiği özel dualar

CENNET KAPISINI AÇAN DUA
Ya Allah, sen benim Rabbimsin.
Senden gayrı hiçbir ilah yoktur.
Ben senin kulunum, gücüm yettikçe senin ahdin ve vaadin üzerindeyim.
İşlediğim şeylerin şerrinden sana sığınıyorum.
Bana olan nimetlerini de, günahlarımı da itiraf ediyorum.
Artık beni yarlığayıver. Şu bir gerçektir ki: günahları senden başka yarlığayacak yoktur.

Bu Duanın Faydası Nedir:
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu duayla ilgili şu müjdeyi vermiştir: “Bir kimse bu istiğfarı gece okur sabah olmadan önce vefat ederse veya sabah okuyup akşamdan önce ölecek olursa ona cennet vacip olur.”

EBUL VEFA HZ.’NİN DUASI
Ya Allah!
Dünya ve ahirette karşılaşacağım her bir korku için ‘lailaheillallah’ ı,
Her keder ve üzüntü için ‘maşa’allah’ı,
Her bir nimet için ‘elhamdulillah’ı,
Hayret verici her şey için ‘subhanallah’ı,
Her bir günah için ‘estağfirullah’ı,
Her darlık için ‘hasbiyallah’ı,
Her musibet için ‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’u,
Her bir kaza ve kader için ‘tevekkeltu alellah’ı
Her bir itaat ve isyan hareketi için ‘la havle vela guvvete illa billahil aliyyul aziim’i, hazırladım.
Ey Rabbım! Bize arttır da eksiltme, bizi şereflendir de hor ve hakir kılma, bize ver de mahrum bırakma, bizi seç de üzerimize ihtiyar etme.
Bizden razı oluver bizden kabul eyle. Ey Kerem sahibi! Ey esirgeyenlerin en merhametlisi! Duamı kabul eyle. Hamd alemlerin Rabbın’a mahsustur.

Fakirliğe Karşı Okunacak Dua:

PEYGAMBERİMİZ’İN KIZI HZ. FATIMA’YA FAKİRLİĞE KARŞI ÖĞRETTİĞİ DUA

Ey 7 kat göğün ve büyük arşın sahibi olan Allahım!
Bizim Rabbimiz! Her şeyin Rabbı olan Yüce Allah! Ey Tevrat’ı, İncil’i ve Kur’an-ı Kerim’i indiren, taneyi ve çekirdeği yarıp çıkaran Yüce Rabbım!
Alnından tutup hesaba çekeceğin her şeyin şerrinden sana sığınırım Ya Rabbi!
Sen öyle Evvelsin ki, senden evvel hiç kimse yoktur.
Sen öyle Ahirsin ki, senden sonra hiçbir şey yoktur.
Sen öylesine açıkta ve görünürsün ki, senin üzerine hiçbir şey yoktur.
Sen öylesine sır ve gizlisin ki, senin önünde hiçbir şey yoktur.
Ya Rabbi! Benim borcumu ödememi ve fakirliğimi gidermemi nasip eyle!

ÖZLÜ BİR DUA
Ya Rabbi!
Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah’tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ya Rabbi!
Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ya Rabbi!
Eğer Allah’ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ya Rabbi!
Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ya Rabbi!
Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ya Rabbi!
Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ya Rabbi!
İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın Resulüdür.
Ey diri olan!
Ey ebedi var olan!
Ey izzet ve ikram sahibi olan!
Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah’ım!
Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!
Ya Rabbi!
Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden zenginlerden eyle… dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.
Ya Rabbi!
Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun elçisidir demeyi nasip et.

Miraç Nedir Peygamberimiz Nasıl Yükseldi?

Bu önemli ve ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur’ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya açıkça konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur’ân’da şöyle anlatılır:

“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)
Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle’ anlatılır:

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)

-Miraç Nasıl Oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesi olayıdır.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke’den), Mescid-i Aksâ’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs’e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa’nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ’ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Peygamber efendimizin Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa’nın doğduğu yer olan Betlaham’a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü’l-müntehâ’ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü’l-Ma’mur’u ziyaret etti.
Hz. Cebrail’in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Süleyman Çelebi’nin dediği gibi

“Aşikâre gördü Rabbü’l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah…

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.

Hz. Musa’nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.

Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail’in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke’ye döndü.

Sabah olunca Kabe’nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.

Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs’e, Mescid-i Aksâ’ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ’yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ’yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:

“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü’l-Makdis’i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü’l-Makdis’in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü’l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”

Bunun üzerine müşrikler:
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.

O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.

Peygamber Efendimiz Mirac’a Neden Çıktı?
Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.
Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz’i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz’i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.

Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi’râcin bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi…

Soru:
Miraç olayında peygamberimiz ruhuyla mı göğe yükseldi?

Cevap:
Miraç olayı peygamberimizin Mekke’den Kudüs’e, Kudüs’ten de göğe yükselmesidir.
Miraç elbette: Sadece ruhen yükselme şeklinde olmamıştır.
Miraç ruh ve bedenle olmuştur.
Ruh ve beden ile Hz. Peygamber’in yükselmesi olayına miraç denir.
Eğer miraç sadece ruhi bir yükseliş olsaydı, hiçbir müşrik bunu inkâr etmezdi.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) huzuruna çıkıp da onu yalanlamazlardı.
Mekkelileri rahatsız eden şey Peygamberimizin beden ve ruh bütünlüğünde göğe çıktığını ilan etmesi idi. Zaten miracın mucize olması bundandır.

Miraçla Gelen Hediyeler Nelerdir?

Birincisi: Peygamber efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü’min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü’minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.

Mü’minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.

Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.

Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü’minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.

Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, “Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah’ın rahmetine gireceksin” dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)

Kaynaklar:
1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz
2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler
3. Üç Aylar İbadet Rehberi